Bu ramazanda genç kızlarımız arasında artan “davulcuya kaçma” eyleminde kızlarımızın bir çoğunun yanlışlıkla korsan davulcu ya kaçtığı tespit edilmiş… yetkililer bu nedenle kızlarımızı uyararak ramazan dolayısı ile artan korsan davulculara dikkat etmelerini hatta illa kaçılacak sa zurnacıların tercih edilmesinin daha iyi olacağını en azından şuan için zurnacı da korsan olana denk gelinmediğini belirtmişlerdir.
ÇağlayanB
25 Temmuz 2012 Çarşamba
21 Temmuz 2012 Cumartesi
DAR GELİR
Bazen...
söylemek istediğini
söyleyemezsin
yazmak istersin
yazamazsın
bazen
dar gelir
ÇAĞLAYAN
söylemek istediğini
söyleyemezsin
yazmak istersin
yazamazsın
bazen
dar gelir
ÇAĞLAYAN
15 Temmuz 2012 Pazar
HAYA
Gelişmiş bir ego kimi zaman iyidir... Ancak unutmayınız, abarttığınızda kibirli bir hal alırsınız...
Ve kibir sizi HAYASIZ bir yolculuğa çıkarır..
8 Temmuz 2012 Pazar
YAR ve YARDIMCIMIZ OLSUN
Firmamızın Samsun daki sinemalarının bulunduğu LOVELET AVM
tam bir ay önce açılmıştı… değişik konsepti
ile ilgi ve beğeni görmüştü… ancak
5 gün önce samsun da yaşanan sel felaketinde en ağır darbeyi alan yer
oldu. Tüm birinci katlarda ki mağaza cafe vb işyerleri sular altın da daha
doğru bir tabirle çamur altın da kaldı… Birçok tanıdığım işletme anlatılamaz
bir zarara uğradı… En büyük tesellim, zararı en az şekilde atlatmış olmak değil başta
personelim olmak üzere can kaybı yaşamamış oluşumuzdur… Bu süreç içerisinde bir
arkadaşım yaşananlara istinaden ALLAH YAR VE YARDIMCIMCIN OLSUN demişti… evet
ALLAH YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN.
25 Nisan 2012 Çarşamba
Aşk Lazım...
Gün bitmek üzereydi karanlık çöktü çökecekti... sahilde yürüyordum adamın birisi yarı beline kadar suyun içinde serpme ağını denize atmış balık avlıyordu... soğuk suyun içinde... ekmek parası deriz ya... o durumlardan birisi işte... Ama az ileri de 20-25 yaşlarında iki genç sarmaş dolaş öpüşüyordu... kumsalda gün batımını izlemişlerdi belkide... Aşk deriz ya işte öyle bir şey... o da lazım insan hayatına oda lazım güzel duygu o da lazım...
Çağlayan
Çağlayan
26 Mart 2012 Pazartesi
Uğurböceği Kızılırmak Ve Eliz
Bir öğleden sonra
Kızılırmak’ın kenarın da ELİZ’le dolaşmaya çıkmayı planlıyordum. Tam Eliz’le
dolaşmaya çıkacaktım ki omzuma bir uğurböceği kondu. Sizin çocukluğunuzu bilmem
ama biz çocukluğumuzda omzumuz konmasını boş verin kendimiz arardık uğur
böceğini. Avucumuza alıp parmaklarımızın arasında dolaştırır mutlu olur sonra
getireceği uğurun hayalini kurardık. Çocuk aklı çocuk yüreğinin temizliği… ne
derseniz deyin ama alabildiğine masumdu her şey… hayaller umutlar düşler
alabildiğine masumdu.
Birden aklıma gelen çocukluk günlerinin ardından. Eliz’le planladığım gezintiye başladım. Mart ayında Kızılırmak’ın kenarın da dolaşmak için hava güzel bile sayılırdı. Çok günlük güneşlik değildi belki hatta kapalı idi ama en azın dan 2-3 hafta evvelki diz boyu kar yoktu. Geceden başlayıp sabaha 40 cm olan kardan eser bile yoktu. Bahar hafifte olsa kendini hissettiriyordu. Yeşilin tonları Kızılırmak’ın kenarını kaplamaya başlamıştı.
Eliz le beraber gezintimizde başlamıştı artık. Biraz doğanın kıpırdanışı canlanışı belki biraz evvelki uğur böceğinin verdiği tatlı bir huzurla Kızılırmak’ın coşkulu akan suyunun kenarının da gezerken birden genelde benim konuştuğumu Eliz in ise daha çok sessizce beni dinlediğini fark ettim bu güzel kızın birazda kibarlıktan olsa gerek hiç söylendiğini de duymadım. Bende sanki baharla birlikte coşan tabiat gibi durmaksızın bir şeyler mırıldanıp duruyordum. Sanki benim de duygularım coşmuştu. Tatlı bir tebessüm vardı yüzümde bu tebessüm de yüreğimden sirayet etmişti.
Ne denini düşünmekten vazgeçtim o an bu tebessümün. Önemli olan tebessüm ediyor olmamdı. Ve bu çok hoşuma gitmişti. Birden Eliz e dokunmak geldi içimden boynuna
dokunmam onu da mutlu etmiş olmalı ki hiçbir itirazını görmedim hem artık Eliz le daha da yakındık. Dakikalar geçmiş gezinti bitmiş ve yola çıktığımız yere dönmüştük.
Tam bu güzel gezinti için Eliz e teşekkür ederken bir uğur böceği daha gördüm neler oluyor bilmiyorum bir günde bu kadar çok uğur böceği insanın etrafını sarar mı?
Sanırım uğurlar geliyor bana. Bu heyecan deminki o uzun gezintinin bacaklarım da ki ağrısını unutturmuştu bana. Uğurlar geliyor ve umut doluyor içime…
Umarım sizin için de her yeni gün uğurlu olur ve umut dolu olur.
Birden aklıma gelen çocukluk günlerinin ardından. Eliz’le planladığım gezintiye başladım. Mart ayında Kızılırmak’ın kenarın da dolaşmak için hava güzel bile sayılırdı. Çok günlük güneşlik değildi belki hatta kapalı idi ama en azın dan 2-3 hafta evvelki diz boyu kar yoktu. Geceden başlayıp sabaha 40 cm olan kardan eser bile yoktu. Bahar hafifte olsa kendini hissettiriyordu. Yeşilin tonları Kızılırmak’ın kenarını kaplamaya başlamıştı.
Eliz le beraber gezintimizde başlamıştı artık. Biraz doğanın kıpırdanışı canlanışı belki biraz evvelki uğur böceğinin verdiği tatlı bir huzurla Kızılırmak’ın coşkulu akan suyunun kenarının da gezerken birden genelde benim konuştuğumu Eliz in ise daha çok sessizce beni dinlediğini fark ettim bu güzel kızın birazda kibarlıktan olsa gerek hiç söylendiğini de duymadım. Bende sanki baharla birlikte coşan tabiat gibi durmaksızın bir şeyler mırıldanıp duruyordum. Sanki benim de duygularım coşmuştu. Tatlı bir tebessüm vardı yüzümde bu tebessüm de yüreğimden sirayet etmişti.
Ne denini düşünmekten vazgeçtim o an bu tebessümün. Önemli olan tebessüm ediyor olmamdı. Ve bu çok hoşuma gitmişti. Birden Eliz e dokunmak geldi içimden boynuna
dokunmam onu da mutlu etmiş olmalı ki hiçbir itirazını görmedim hem artık Eliz le daha da yakındık. Dakikalar geçmiş gezinti bitmiş ve yola çıktığımız yere dönmüştük.
Tam bu güzel gezinti için Eliz e teşekkür ederken bir uğur böceği daha gördüm neler oluyor bilmiyorum bir günde bu kadar çok uğur böceği insanın etrafını sarar mı?
Sanırım uğurlar geliyor bana. Bu heyecan deminki o uzun gezintinin bacaklarım da ki ağrısını unutturmuştu bana. Uğurlar geliyor ve umut doluyor içime…
Umarım sizin için de her yeni gün uğurlu olur ve umut dolu olur.
ÇağlayanB
ben&eliz
21 Mart 2012 Çarşamba
Onsuz Aşk Olmazdı
"Ben Dionysus
paradoksun tanrısıyım...Ben paranın iki yüzüyüm...Ben beklenmeyenim...Boğa
bakışlarımdan ve boynuzlarımdan korkar insanlar, ama ben onları çok seviyorum.
Sırf onlar mutlu olsun diye şiiri getirdim dünyaya, dramayı, trajediyi
öğrettim. Ve en çoğundan şarabı keşfettim. Şarap...Onsuz aşk olmazdı. Aşksız
insan yok olmaya mahkumdur. Nasıl yaşanır ki sevgisiz ben hiç
anlamadım..." Alıntı

Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
