13 Ağustos 2013 Salı

MEVZUNUZU SEVEYİM !


Bu gün akşam üstü bisiklete binmek için parka gittim etrafta bir sürü kadın gördüm kısa şortlar giyip spor yapan hata yürüyüş yapan hamiler de vardı vede yanların da beyleri bile yoktu... hamile kadınlarını görünce estetik değil diye düşünmedim... fan fini fin fon yapmış diye de düşünmedim... bir doğum mucizesi daha gerçekleşecek diye düşündüm... ha şort giyenlere off yavrum bacağa bak diye de bakmadım aklım dan böyle bişi de geçmedi ama güzelse estetik değerini vermek lazım o ayrı... Bugün etrafta şortlu ve hamile kadın çoktu sanırım yasaklanmadan giyelim yasaklanmadan çıkalım sokağa demişlerdi kadıncağızlar... 
ama aklımdan ne geçti biliyor musunuz? AĞZIM DOLU DOLU ZİHNİYETİNİZE KÜFRETMEK GEÇTİ

#direnşort #direnhamile

ÇağlayanB

4 Ağustos 2013 Pazar

İZ BIRAKAN KADINLAR


Aynı okulu paylaştığım bir dostla sohbetteyiz. Nasıl oldu nasıl söz oraya geldi şimdi pek anımsamıyorum. Bir soru sordu  “çapkın mısın dır” sanırım dostluğumuza güvenerek “evet” dememi bekliyordu hani biz erkekler asıldığımız kadınlardan çapkınlığımızı gizler asılmadığımız kadınlara  ise hatta biraz abartarak nasıl çapkın olduğumuzu anlatırız ya sanırım onun için evet dememi bekliyordu. Ben bana ait kimseden gizlemediğim cevabı verdim.
Ve
Derken konu kadınların çapkınlığına geldi. Kendisinin çapkınlık numaralarını anlattı ben görünür kaçarım görünür kaçarım dedi. Tipik kadın numarası işte dedim İz bırakıyorsun takip edilmek için dedim. “Aynen öyle” dedi.
Hani insanlar çevresindekini kişileri az biraz tanırlar ben de o arkadaşımı tanırım elbet ne yapabileceğini ne kadar cesur ne kadar korkak ne kadar uçuk ne kadar sıradan olabileceğini biraz tahmin edebilirim.
Ama aslın da ondan beklediğim cevap bu değil di. Ondan çok daha fazlasını beklerdim. Düşündüm şöyle bir işini gücünü eğitimini. Aslın da Türkiye şartların da bir çok kadının pozisyonuna imreneceği birisi. Üstüne üstlük öle küçük bir kasabada dar bir çevrede falan da yaşamıyor. Bu ülkenin koca başkentinde yaşamını ikame ediyor. Ama o bile ilgisini çeken bir erkeğin yanına gidemiyor. O bile ilgisini çeken erkeğin yanına gelmesi için küçük numaralar yapma derdinde. İz bırakacak ki o izi birileri takip etsin.
Gece bir yere gitse… birini görse… ve ilgisini çekse onu tanımak için hala o adamın ona gelmesi şart gelmesini sağlamak için de adamın ilgisini çekmesi şart. Durup dururken adamın yanına gidip sohbet başlatamayacak yani. Belki de haklı bunu yapsa biz erkekler hemen yaftalayıp yakıştırmalarımızı iliştireceğiz üzerine.
E erkeğin elinin kiri olduğu sürece de farklı bir şey olamaz. Biz kendimizce yargılamaya devam ettikçe ne olabilirdi ki.
Halbuki araştırmalar ortaya koyuyor ki kız çocuklarının öğrenme süreci erkek çocukların dan daha hızlı ve kolay… Ama … belirli yaşlara kadar.  Bu özellikle de ergenlik çağın da geriliyor ve yine araştırmalara göre bunun sebebi. Ergenliğe giren kızlarımıza baskılarımızın artması. Yani öz güvenlerini yok ediyoruz yavrucukların. Erkeklere ver gazı ver gazı. Yaptığımız budur.
Kadınlarımız bırakın hayat mücadelesin de önde olmayı, en doğal hakları olan kur yapma haklarını bile kullanamıyor. Ancak yapabildikleri görünüp kaybolmak. Ellerinden gelen bu
Yani iz bırakmak.
En fazla yapabildikleri bu halbuki çevremizde iz bırakmaktan bile korkanlar varken bu bile önemli bir yetenek. Bunu da zaten bazı gerçek rekabetçi kadınlar yapabiliyor. Çünkü bizim kadınlarımıza, hemcinsleri ile rekabet edebilme şartı olarak öğretilen şey iyi makyaj ve iyi bir kıyafet. 
Elbette kişinin kendine özenli davranması çok önemli bir meziyet ama bu güzel ambalajın içini de doldurmak lazım. Biraz bilgi, biraz kültür, biraz cesaret… En azın dan biraz daha bilgi ile nasıl iz bırakacağınızı bilirsiniz.
Aslın da hiç kızmıyorum kadınlarımıza nasıl kızabiliriz ki en az üç çocuk sonrada bununla da tatmin olmayan beş çocuk isteyen zihniyetin yönetiminde ne yapabilir ne olabilir. Evet  üç-beş çocuk yapsın ki kadın sokaktan çekilsin sosyal hayattan çekilsin iş hayatın dan çekilsin kısacası kadın eve kapansın. üç-beş çocuk yapacak kadını 30 yaşında evlendiremezsiniz 19-20 yaşın da evlenecek ki o kadar çocuk yapabilsin ve kadın böylelikle sosyal hayatın hiç bir yerinde olmasın son nokta da hamile kadını sokağa bile çıkarma olsun bitsin.
Ben neden bahsediyordum "iz bırakmaktan mı" İz bırakması bile mucize bu şartlarda...
ÇağlayanB.

28 Temmuz 2013 Pazar

AŞIK OLDUĞUM KİŞİ



Ben tüm insanlara dürüst ve iyi davranmaya çalışırım... Mümkün olduğunca ön yargısız ve herkesle de mümkün olduğunca empati yapmaya gayret ederim...
Bu benim yaşama bakışım dır. Bu sayede herkese eşit davrana bileceğimi düşünüyorum... Çünkü her insan nazik kibar ve dürüst davranışı hak eder, ta ki bunları hak etmediğini ispat edene veya onun bu sıradan davranışı bile hak etmeyecek tavır ve durumları sergilediği ana kadar.
İyi ve dürüst davranış kimse için ayrıcalık değildir...

Ayrıcalıklı davrandıklarım var mıdır? elbette vardır. Evet ayrıcalıklı davrandığım kişi ise bellidir ona daha toleranslı ona daha da özenli davranırım elbette ki bu ve bu davranışların getireceği ayrıcalığa sahip olacak kişi ise AŞIK olduğum kişidir.
ÇağlayanB

17 Temmuz 2013 Çarşamba

AŞK VE KAVGA


Benim bildiğim tek bir dil vardır sevginin dili AŞK ın dili başka bir dil kullanmam ben ... Hele ki aşıkken ben sadece o dili, bildiğim en güzel dili kullanırım aşkı, aşkla konuşurum aşkı aşkla yaşarım aşıken ben adarım kendimi aşka aşık olduğuma.
Ve hiç korkmadım aşktan ve hiç yılmadım aşktan... Hiç mi çekmedim aşk acısı? Elbette çektim. Hiç mi çektirmedim aşk acısı? Elbette oldu benim de terk etmelerim, ama hiç aldatmadım, hiç kandırmadım, vazgeç melerim oldu... cayma larım oldu... bık malarım oldu ... terk ediş lerim oldu bunların hepsi oldu. Ancak hiç aldatmalarım olmadı... Ben aşklarım la kavga etmeyi hiç beceremedim ben kavganın dilini bilmedim hiç.. Onun için hiç kavga edemedim ben aşklarım la
Peki hayatta hiç mi kavgam olmadı?
Elbette oldu...
Kavganın dilini bilmediğim için, hep düşmanımın diliyle kavga ettim. Bilmediğim dilde onu taklit ettim onun içindir ki ben düşmanlarıma en az onlar kadar sert oldum... Tuzak kurmayı öğrenemedim belki.... Ama sert olmayı öğrendim.
Hiç bir zaman aşklarıma Düşman olmadım hiç Bir zaman aşklarım la düşmanlarımı karıştırmadım hiç bir zaman onların mutsuzlukları ile mutlu olmadım.
işte o nedenledir ki Ben
"SEVGİMİ VE AŞKIMI KENDİ DİLİMDE YAŞARIM... KAVGALARIMI DA DÜŞMANIMIN DİLİ İLE YAPARIM."
ÇağlayanB

11 Temmuz 2013 Perşembe

ŞARAP


Daracık Arnavut kaldırımı bir sokaktayım kimi duvarlar kireç boyalı kiminin  boyası dökülmüş kimi sadece taş ve kimini asmalar sarmış. Yan tarafta ki avluda çalan bir plaktan melodiler geliyor Güney Amerika nın isyankar devrimci parçalarının melodileri. Biraz yüksekçe bir masa ve biraz yüksekçe iskemleler masanın etrafın da, masada, iki şarap şişesi, birisinin için de kır çiçekleri dolu daha yeni ellerimle topladım yamaçlardan... Diğeri yeni açtığım bir şişe, mantarını parçalamadan özenle açtım. Bir kaç dakika bekleyeceğim hava alsın şişe, çok bekledi açılmayı. Hava ile selamlaşsın ardın dan kadehlere servis edeceğim meyve veya peynir veya yemek hiç bir şey almıyorum sadece şarabın tadına varacağım, Kadehleri bu sefer kırmızı şaraplar için hep tercih ettiğim iri geniş ağızlı olanlar dan değil, hani sanki beyaz şarap bardaklarını andıran daha yüksek ayaklı ama onlardan daha geniş olan kadehleri tercih ettim bu sefer Yudumlamak için yaklaştırdığım da kadehi, şarabın kokusunu içime çekeceğim ve...  Damağımda hafifçe gezdirdikten sonra yutacağım ilk yudumu mu
Kulağımda eşsiz melodiler damağım da kırmızı şarabın tadı...
ve diğer kadehle paylaşabilirim şişeyi
Ama...
ÇağlayanB.

5 Temmuz 2013 Cuma

DÖNMEK... !



Gidenler bilmelidir ki gittikleri yerden dönmek kendilerine düşer... Bıraktıklarının gelip oradan onları almalarını beklemeleri kadar yanlış bir şey yoktur. "Dönmek; bir eylemdir." Ancak gidenin yapabileceği bir eylem... 
O nedenledir ki; gittiğiniz yerde öylece durarak gelip terk ettiklerinizin bıraktıklarınızın  sizi almasını bekleyemezsiniz... Ve unutmayın her bekleyişin bir süresi her bekleyişin bir ömrü vardır tıpkı hayat gibi... Evet... Hayat sizindir... düşünmek ve kıyaslamak hakkınızdır... doğruları düşünün, yaptıklarınızı düşünün neden gittiğinizi düşünün, gitme sebebinizin  ne kadar doğru veya yanlış olduğunu düşünün, gerçekten hak etmiş miydi bu gidişi yoksa anlık acılara, anlık kızgınlıklara ve dolduruşlara gelip mi gitmiştiniz ?
Kıyaslayın, her şeyle ve herkesle kıyaslayın O nu, ve karar verin dönecekseniz dönün dönmeyecekseniz de dönmeyin...
Yaşam bir defadır hep akar yaşam bir defadır hep gider zaman sizi başlangıca götürmez sona götürür zaman aktıkça sona yaşamın sonuna yaklaşırsınız onun içindir ki sonlara doğru yaşayacak bir şey kalmadığın da geçmişe bakıp eksik kalanları tamamlayamazsınız eksik kalmışsa birşeyler,  dönülecek an şuan dır şimdidir... sona ulaştığınız an değildir? Ve geç kalırsanız dönmekte aslın da dönmemiş olursunuz.
Ve şarkının dediği gibi öpülen her yeni insan eski sevgilinin yüzündendir.

http://www.youtube.com/watch?v=iELbQkqpZZo

ÇağlayanB

1 Temmuz 2013 Pazartesi

SEN GİTSEN ... Gözlerimden...


Bu gün seni ne çok düşündüm ne çok aklıma geldin... tebessümlerin, sana takılmalarım Onlara "yaaa dalga geçme" değişlerin ve gülüşmelerimiz, tutkularımız... yanmalarımız... eriyişlerimiz  uzun uzun söyleşilerimiz  aklıma geldi...
Sana ilk verdiğim kitabı hatırlar mısın? O kitapta bizden bir şeyler vardı sanki çok konuştuk senle o kitabı bu gece ekranda birden yazarı çıktı karşıma, o kitabın ... ???  Ne bileyim sen geldin aklıma ... Ne bileyim o kitabı konuştuğumuz günlerimiz geldi aklıma,  o günler... o günlerde evde yemek yapmalarımız şarap içmelerimiz film izlemelerimiz... uyumadığımız gecelerimiz, gün doğumunu  karşılamalarımız..
Neyse uyumam lazım tek başıma gün doğumu karşılamayayım.
Uykum gelse sen gitsen gözlerimden...
ÇağlayanB